Atatürk Hakkında Az Bilinen Hatıralar! | Dörtyol Haber Ajans - En Son Güncel Son Dakika Haberleri
.::Amanos FM 98.1 Frekansı Dinliyorsunuz::.

.:: Reklam ve İlanlarınız İçin: 0546 546 17 61 ::.
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Atatürk Hakkında Az Bilinen Hatıralar! 09.11.2015 11:50

Atatürk Hakkında Az Bilinen Hatıralar!

Atatürk Hakkında Az Bilinen Hatıralar!

Bugün, yaşadığımız her sıkıntılı dönemde kıymetini yeniden hatırladığımız, büyük devlet adamı, Türk milletinin banisi Gazi M. Kemal Atatürk’le ilgili küçük anekdotları paylaşacağım. Çanakkale kara harekâtı sırasında Anafartalar ve Conkbayırı bölgesi komutanlarından Cemil Bey,  Mustafa Kemal’in Anafartalar hatıralarından bir bölümünü şöyle aktarmaktadır:

  “…Bombasırtı vak’asını anlatmadan geçemeyeceğim. Mütekabil siperler arasında mesafe sekiz metre. Yani ölüm muhakkak… Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kâmilen düşüyor. İkincidekiler, onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar şayan-ı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Ölen görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor, sarsılmak yok. Okumak bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, Cennete girmeğe hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şehadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve tebrik misalidir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur!”

  Alman Dr. Ernest Jaeckh, Gelibolu’daki muharebelerin şiddetle devam ettiği sırada, Anafarta yakınındaki muharebe hakkında Dagobert von Mikush tarafından gönderilen rapora dayana-rak, bizzat General Liman von Sanders’ten dinlemiş olduğu hikâyeyi şöyle nakletmektedir:

  “Gelibolu’ya hâkim bir tepe için yapılan çarpışmalar günlerce uzayıp gitmişti. Kazılan siperlerin ilerilere sürülmesi, gerilere alınması, ilerlemeler, gerilemeler ve tekrar siperler kazılma suretiyle netice uzun müddet terazinin gözünde sallanıp duruyordu. Nihayet İngilizler bir daha hücuma geçmek fikrinden vazgeçtiler. Bütün fedakârlıkları boşa gitmişti. Yalnız hâkim bir tepe ellerinde kalmıştı. Bütün mevzii elde tutmak istenildiği takdirde bunun da zaptı lazım geliyordu. Kemal bu tepeye hücum emrini vermişti, fakat yeni kazılmış siperler üzerine şiddetli bir düşman ateşi yağıyordu.

  Günlerce devam etmiş bulunan boğuşmalar yüzünden bitkin bir hale gelmiş olan askerler, sığınmış bulundukları siperlerden çıkmak istemiyorlardı. Bütün karargâhlardan Kemal’e, kıtaların siperlerini bırakmak tehlikesini göze almak istemedikleri hakkında raporlar geliyordu. Fakat o, askerlere nasıl hareket edileceğini çok iyi biliyordu.

  Siperleri dolaşarak erlerine haykırdı: ‘Çocuklar neden bu kadar acele ediyorsunuz? Ne oluyorsunuz? Zamanını bekleyiniz, ben önde gideceğim. Elimi kaldırdığım an vakit gelmiş demektir.’ Söylediği gibi yaptı ve bu işaret üzerine, askerler derhal hücuma kalktılar ve tepeyi zapt ettiler… Muharebe bittikten sonra Anafartalar Kahramanı, Mareşal Liman’a raporunu verdiği zaman parçalanmış saatini Mareşal’a uzattı. Bu saat kendisini ölümden korumuştu. Liman buna karşılık cebinden çıkarttığı saatini Kemal’e verdi.”

  Alman Dr. Ernest Jaeckh, Gelibolu muharebeleri sırasında Mustafa Kemal’le ilgili bir diğer anısında da şunları söylemektedir:

  “Mustafa Kemal Bey ağır surette hastaydı ve bu yüzden kendisini ziyaret için çadırına gittim. Malaryaya tekrar yakalanmıştı. O kadar zayıflamıştı ki ilkin tanıyamadım. Maamafih ateşli tabiatı, bizi evvelce sık sık yaptığımız bütün gece devam eden çok sevdiği görüşmeler gibi, siyasi bir münakaşaya daldırdı. Muhtıramı tamamıyla kabul etmiş ve bunu, deniz kuvvetinin kara kuvveti üzerindeki kati üstünlüğü tezine kadar geliştirmişti.

   ‘Tam manasıyla Ruslar gibi karaya tıkıldık’ dedi. ‘Ruslar çökmeğe mahkûmdurlar, çünkü Boğazları kapayarak onları Karadeniz’e tıkadım. Bu suretle müttefiklerinden ayrı düşürdüm. Fakat biz de aynı sebep dolayısıyla yıkılmağa mahkûmuz. Gerçekten biz, Akdeniz, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu sahillerine yerleşmiş bulunuyoruz, fakat herhangi bir okyanusa çıkmayı göze alamayız. Deniz kuvvetine sahip olmayan bir kara devleti olmak itibariyle biz, yarımadamızı kara kuvvetlerini hiçbir tehdide uğramaksızın istediği sahile getirebilen deniz kuvvetlerine karşı müdafaaya asla muktedir olamayacağız.’ Bu konuşma söylediğim gibi 1915 Eylülün-de olmuştu.”

  Son Söz: Devlet, millet adamı, “Komutan Atatürk!” vatan sana ve arkadaşlarına minnettardır!


http://www.dortyoltv.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemez, çoğaltılamaz. Sitemizde yayınlanan haberler çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. emre3357@gmail.com - 0543 558 33 57
haberyazilimi.com - copyright © 2012-2016 dortyoltv.com