Cumhuriyet Bayramı ve Anlayamayanlara Cumhuriyet’in Değerleri | Dörtyol Haber Ajans - En Son Güncel Son Dakika Haberleri
.::Amanos FM 98.1 Frekansı Dinliyorsunuz::.

.:: Reklam ve İlanlarınız İçin: 0546 546 17 61 ::.
Ana Sayfa
Dolar : 3,5400 Euro : 4,1277 Bist : 106.843
Ana Sayfa >>Cumhuriyet Bayramı ve Anlayamayanlara Cumhuriyet’in Değerleri 29.10.2016 12:15

Cumhuriyet Bayramı ve Anlayamayanlara Cumhuriyet’in Değerleri

Cumhuriyet Bayramı ve Anlayamayanlara Cumhuriyet’in Değerleri

TBMM’nin dış ve iç duvarlarını “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!” şeklinde süsleyen eşsiz sözüyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e de Hitler ve Mussolini gibi “Diktatör” yaftası takmak istediler ama tutmadı. Mussolini ve Hitler, “Demokrasi”yle iktidar ve ardından diktatör oldular. Gazi ise, daha üniformaları üzerinde bir general iken, milletinden güç almayı tercih ederek, millet iradesine güvenmeyi ilke edinen bir demokrasi mücahidi gibiydi.

  Erzurum ve Sivas kongreleri tamamen “millet iradesini” Milli Mücadele’de hâkim kılmak için toplanmıştı. İngilizler 16 Mart 1920’de Meclis-i Mebusan’ı (Osmanlı Meclisi) basıp, İstanbul’u resmen işgal ettikten sonra, Ankara’da yeni bir meclisi(TBBM) toplamayı düşündü. İstiklal Harbi boyunca bu yüce Meclis, Gazi’nin en büyük desteğiydi.

  Gazi, Cumhuriyet’le birlikte kalan 15 yıllık ömründe 1925 ve 1930’da iki kez çok partili sisteme geçmeyi denedi. Ama genç Cumhuriyet’i tehdit eden gelişmeler üzerine bir süre daha ara verildi. 1930’lu yılların ortasından itibaren bugünlerde hadsizce laf edilen Lozan’da aleyhimize olan Boğazlar ve Hatay meseleleri çözüldü. Üstelik ortaya bağırıp çağırmayıp devleti hedefe koydurmayıp, diplomasiyle “Saraydan kız kaçırma!” operasyonu yapıldı.

  İlk ve kurucu Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin tarım ülkesi olduğunu ama tarımla uğraşan insanların bırakın yükseköğrenimi, okuryazar bile olmadığını görünce, bu üretici insanların üretimini nasıl arttırılabileceğinin hesabını yapıyordu. En önemlisi bu insanların eğitim düzeyini yükseltip, üretimi arttıracak hale gelmeleriydi.

  Ankara’nın acı kırında kendi adı verilen “Gazi Çiftliği”(Atatürk Orman Çiftliği)ni bizzat çalışarak kurmuştu. Burada elleriyle ağaçlar dikmişti. Ankara’nın tarıma daha az uygun yerleri yerleşim yeri bu tip örnek çiftliklerle süslenirken, daha sarp olan yerler de iskâna açılıyordu. Çankaya, Cumhurbaşkanlığı köşkü için sadece yüksekte olduğu için seçilmemişti. Bugünse Gazi Çiftliği bir mirasyedi savurganlığıyla ya saraya, ya da yollarına feda edildi.     

  Cumhuriyet’in ilk Cumhurbaşkanı, bizzat ağaç ekerek Ankara’yı yeşertirken, “Her şeyi ben iyi bilirim. En büyük benim!” diyen zihniyet, Gazi’nin ektiği ve daha yeni ağaç haline gelen yeşil alanı zevk için taş ve beton yığını haline getirip, Amerikan hayranlığının en açık belirginliğiyle adı da “Aksaray” oldu.

  Saray yaptıranların bilemediği şudur: ABD başkanlarının hem meskeni, hem de çalışma ofisi halindeki “Beyaz Saray”, aslında saray değil, “Beyaz Ev” (White House)’dir. Üstelik 220 yıldır aynı yerde ve aynı binadır. Öte yandan millete paranın hesabını vermeyen diktatörler ve petrol şeyhleri saray yaptırırlar.

  1938’de ebediyete göçen Gazi’nin demokrasinin erdemlerine inanan  “Yol arkadaşları” II. Dünya Harbi sonrasında (1946) çok partili sisteme geçtiler. Bugün iktidara gelenler, bu yükselişlerini Cumhuriyet’i kuranların demokrasi inancına borçludurlar. “Demokrasi” sayesinde iktidara gelip, Gazi’nin aksine kuvvetler ayrılığı hedefi yerine kuvvetleri tek elde toplayıp, “Tek Adam” meraklılığı Cumhuriyeti ve demokrasiyi rafa kaldırmak gibidir.

  Türkiye 15 Temmuz 2016’da büyük bir badire atlattı. Tüm millet ve siyasi partiler AKP iktidarının büyütüp semirttiği FETÖ darbe girişimine gereken dersi verdiler. Ama FETÖ darbe girişimini atlatmayı İstiklal Harbi’nden, “Hazret”i ise “Kahraman” gibi gösterme gayreti içerisindeki düşünce fukaralığı da anlaşılır gibi değil! Üstelik 17-25 Aralık her ne kadar büyük ölçekte bir darbe girişimi ise de, iade edilen paralar gerçek!

  Gazi Paşa ve arkadaşları, milletin parasına kast edenlere tahammül edemezdi. Daha 1927’de “Yavuz-Havuz” davasında şaibe sebebiyle Bahriye Bakanı istifa ettirilmişti. Bugün ise bizzat Başbakan Yıldırım “AK Parti’de FETÖ’cü bakan ve milletvekili yoktur!” diye gözlerimizin içine baka baka konuşuyor. Buna inanan insanoğlu var mıdır acaba?

  Son Söz: Cumhuriyet’i kuranların Mekânı Cennet olsun! Ancak “fermanla yönetim” hevesine sahip başkanlık meraklılarını gördükçe Cumhuriyet’e sahip çıkamadığımızı görüyorum. Prof.Dr. Celalettin Yavuz, 29.10.2016, cyavuz53@gmail.com

http://www.dortyoltv.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemez, çoğaltılamaz. Sitemizde yayınlanan haberler çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. emre3357@gmail.com - 0543 558 33 57
haberyazilimi.com - copyright © 2012-2016 dortyoltv.com