Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet’in Değerleri | Dörtyol Haber Ajans - En Son Güncel Son Dakika Haberleri
.::Amanos FM 98.1 Frekansı Dinliyorsunuz::.

.:: Reklam ve İlanlarınız İçin: 0546 546 17 61 ::.
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet’in Değerleri 28.10.2014 20:00

Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet’in Değerleri

TBMM’nin dış ve iç duvarlarını “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!”

Prof.Dr. Celalettin Yavuz, cyavuz53@gmail.com, 27.10.2014

 TBMM’nin dış ve iç duvarlarını “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!” şeklinde süsleyen eşsiz sözüyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e de Hitler ve Mussolini gibi “Diktatör” yaftası takmak istediler ama tutmadı. Mussolini ve Hitler, “Demokrasi”yle iktidar ve ardından diktatör oldular. Gazi ise, daha üniformaları üzerinde bir general iken, milletinden güç almayı tercih ederek, millet iradesine güvenmeyi ilke edinen bir demokrasi mücahidi gibiydi.

 Erzurum ve Sivas kongreleri tamamen “millet iradesini” Milli Mücadele’de hâkim kılmak için toplanmıştı. İngilizler 16 Mart 1920’de Meclis-i Mebusan (Osmanlı Meclisi)’ı basıp, İstanbul’u resmen işgal ettikten sonra, Anakara’da yeni bir meclisi (TBBM) toplamayı düşündü. İstiklal Harbi boyunca bu yüce Meclis, Gazi’nin en büyük desteğiydi. 

 Gazi, Cumhuriyet’le birlikte kalan 15 yıllık ömründe 2 kez demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından çok partili sisteme geçme denemesi yaptı. 1925 ve 1930’daki bu denemelerin ikisinde de genç Cumhuriyet’i tehdit eden gelişmeler üzerine bir süre daha ara verildi. 1930’lu yılların ortasından itibaren de bir taraftan Hatay meselesi, diğer taraftan Boğazlar meselesi çözülmüştü. Avrupa’da yaklaşan II. Dünya Harbi’nin ayak sesleri de duyulmaya başlanmıştı.

 Cumhuriyet’in ilk Cumhurbaşkanı, kendisinden önce milletinin refahını düşünüyor ve kalkındırmak için yurtiçi-yurtdışından uzmanlarla kafa patlatıyordu. Türkiye’nin tarım ülkesi olduğunu ama tarımla uğraşan insanların bırakın yüksek öğrenimi, okuryazar bile olmadığını görünce, bu üretici insanların üretimini nasıl arttırılabileceğinin hesabını yapıyordu. En önemlisi bu insanların eğitim düzeyini yükseltip, üretimi arttıracak hale gelmeleriydi.

 Ankara’nın acı kırında kendi adı verilen “Gazi Çiftliği” (Atatürk Orman Çiftliği)’ni bizzat çalışarak kurmuştu. Burada elleriyle ağaçlar dikmişti. Ankara’nın tarıma daha az uygun yerleri yerleşim yeri bu tip örnek çiftliklerle süslenirken, daha sarp olan yerler de iskâna açılıyordu. Çankaya, Cumhurbaşkanlığı köşkü için sadece yüksekte olduğu için seçilmemişti.

 Cumhuriyet’in ilk Cumhurbaşkanı’nın millet arasında dolaşmaktan korkusu yoktu. Milletle iç içe, İstanbul’da halkla plajda yan yana ve sandalda kürek çekerdi. Bugünküler hangi yandaşın hangi saklı kentinde tatil yapıyor belli değil!

 Cumhuriyet’in ilk Cumhurbaşkanı, bizzat ağaç ekerek Ankara’yı yeşertirken, “Her şeyi ben iyi bilirim. En büyük benim!” diyen zihniyet, Gazi’nin ektiği ve daha yeni ağaç haline gelen yeşil alanı zevk için taş ve beton yığını haline getirip, Amerikan hayranlığının aşağılık duygusu içerisinde adını da “Aksaray” koyar. Oysa ABD başkanlarının hem meskeni, hem de çalışma ofisi halindeki “Beyaz Saray”, aslında saray değil, “Beyaz Ev” (White House)’dir. 

Üstelik 220 yıldır aynı yerde ve aynı binadır. Millete paranın hesabını vermeyen diktatörler ve petrol şeyhleri saray yaptırırlar. Ama demokrasilerde bunun yeri yoktur. 1938’de ebediyete göçen Gazi’nin demokrasinin erdemlerine inanan “Yol arkadaşları” II. Dünya Harbi sonrasında (1946) çok partili sisteme geçtiler. Bugün iktidarda olanlar, Cumhuriyet’i kuranların bu demokrasi inancı sonucu iktidara gelebilmişlerdir. “Demokrasi” sayesinde iktidara gelip, Gazi’nin aksine kuvvetler ayrılığı hedefi yerine kuvvetleri tek elde toplayıp, “Tek Adam” meraklılığı Cumhuriyeti ve demokrasiyi anlamamaktır. Cumhuriyet’in ilk Cumhurbaşkanı, devlette yolsuzluk ve hırsızlığa asla göz yummazdı. 

1927-1928 döneminde “Yavuz-Havuz Davası” bunun en açık ispatıdır. Kendisi ve aile yakınlarıyla ilgili hiçbir yüz kızartıcı yolsuzluk söz konusu bile olmamıştır. Şimdi mi?

 Son Söz: Türkiye, bulunduğu coğrafyada “insanca yaşama” ve tüm eksikliklerine rağmen kadın haklarının en iyi olduğu Müslüman ülkedir. Cenevre merkezli Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) “toplumsal cinsiyet farkı” adlı yıllık raporuna göre Türkiye, siyasi katılım, ekonomik eşitlik ve haklar alanlarında 136 ülkenin bulunduğu sıralamada 120’inci sırada imiş. Yolsuzlukta ise karnemiz kırık! Çok daha iyi yerde olması gereken Cumhuriyet’imizi kuranların Mekânı Cennet olsun, diktatörlük heveslileri de ettiğini bulsun!

http://www.dortyoltv.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemez, çoğaltılamaz. Sitemizde yayınlanan haberler çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. emre3357@gmail.com - 0543 558 33 57
haberyazilimi.com - copyright © 2012-2016 dortyoltv.com