Terörle Mücadele Ciddiyet İster Davutoğlu! | Dörtyol Haber Ajans - En Son Güncel Son Dakika Haberleri
.::Amanos FM 98.1 Frekansı Dinliyorsunuz::.

.:: Reklam ve İlanlarınız İçin: 0546 546 17 61 ::.
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Terörle Mücadele Ciddiyet İster Davutoğlu! 05.08.2015 02:00

Terörle Mücadele Ciddiyet İster Davutoğlu!

Terörle Mücadele Ciddiyet İster Davutoğlu!

Türkiye’de yıllardır “Açılım” ya da “Çözüm süreci” adı altında aleni bir orta oyunu sergileniyor. Oyuncuları AKP iktidarı, mevcut Cumhurbaşkanı, PKK-KCK terörünün HDP ve Kandil elebaşıları ve İmralı zebanisi. Bir haftadır birden bire terörle silahlı mücadele başladı. Bir plan sonucu mu? Hayır! Çünkü 1990’lı yıllarda PKK’yla mücadelelerde tecrübe kazanan kalifiye uzmanlar çoktan uzaklaştırıldılar. Askerler “Balyoz” vb ucube, sahte davalarla kâğıttan kaplana dönüştürüldü. Terörle mücadelede uzman polisler ise, 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonu zülfü yâre dokununca darmadağın edildiler. Polis Akademisi bile kapatıldı. Ama terörle mücadele ciddi bir iştir. Bilmeyenlerle değil, bilenlerle başarı kazanılabilir.  

  Oslo’da PKK terör elebaşılarıyla başlatılan süreç, 2011’de Türkiye’de duyulunca, dönemin Başbakanı Erdoğan “İspatlayamayan şerefsizdir!” şeklinde hiçbir devlet adamının seviyesine yakışmayan bir ifade kullandı. Ama bu durum bizzat kendileri tarafından ve “İmralı süreci” başlatılarak ispatlandı. Böyle ciddiyetsiz ve seviyesiz bir ifade sarf edilebilir mi?

  AKP iktidarı İmralı süreci ve “Kürt Açılımı” derken, 2013’ün başında “Çözüm süreci” adı altında bir ucubeyi milletin başına musallat etti. Buna göre PKK Türkiye’yi terk edecek, giderken de silahlarını da götüreceklerdi. Ama PKK ülkeyi terk etmedi. Tersine Irak-İran ve kısmen de Suriye sınırına yakın illerin kırsalındaki depo ve sığınaklarını güçlendirdiler. Bu gerçeği Başbakan Davutoğlu birkaç kez “PKK’nın ülkeyi terk etmediğini biliyorduk. Süreç zarar görmesin diye bir şey söylemedik!” şeklinde, acz içerisinde ifade etti.

  Bu süreçte PKK; gençleri ve çocukları “Özerklikle birlikte iş sahibi olacaksınız!” diye kandırarak, militan sayısını arttırdı. Kırsala ilaveten kasaba ve şehirlerde de silahlı militanlarıyla hâkimiyet kurdu. Eskiden devletin yanında olan köy korucuları teröriste teslim edilircesine yalnız bırakıldı. PKK, mahkemelerini ve “Asker alma” bürolarını kurdu.

  KCK davaları, “Çözüm süreci” sebebiyle AKP hükümeti tarafından sonlandırıldı. Belli bölgeler PKK hâkimiyetine teslim edildi. Teröristler görüldüğünde, mahalli idareciler asker, polis ve jandarmayı PKK üzerine “Süreç zarar görmesin” diye göndermedi.

  Gün geldi, istedikleri olmayan teröristler yol kesip yol kontrolü yaptılar. Bölgedeki şantiyeleri basarak işçileri kaçırdılar, iş makinelerini yaktılar. İstediklerinde esnafa kepenk kapattırdılar. AKP iktidarının iyice sindirdiği devlet karşısında terörist o kadar cesaretlendi ki, askeri kışlaya girerek Türk Bayrağı’nı gönderden indirdi. Bu durum da AKP hükümeti tarafından “normal” olarak karşılandı. Oysa bu gelişme millet üzerinde, 2003’te gene AKP iktidarı döneminde Türk askerinin başına çuval geçirilmesi olayından bile daha ağır bir travma yarattı.

  PKK-KCK istedi diye birçok il “mahalli özerkliğe yatkın” olsun diye “Büyükşehir” yapıldı. Hatta bu gelişmeyle AKP’ye oy akacağı zannedildi. Mahalli seçimler teröristin silahlarının gölgesinde yapılacağı düşünülemedi. Şırnak Başsavcısı 2014 yılında sosyal medya vasıtasıyla kendisinin bile can güvenliğinin olmadığını feryat ederek bildirdi.

  Genel Seçimler öncesi de PKK-KCK ne istediyse verildi. Ama seçim sonucu “Başkanlık” hayali sona erdi. Irak’ta PKK’nın kanadı PYD, yeni ve tehlikeli bir komşu olarak belirmeye başladı. PKK’nın siyasi kanadı her gün her yerde sadece devleti değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da hedef alan beyanatlarda bulundu. İşte bu ve benzer “Besle kargayı, oysun gözünü!” kabilinden gelişmeler üzerine PKK’nın üzerine gidildi. Bir plan ve hazırlıkla mı? Keşke olsaydı. Ne yazık ki değil. “Hazret” istedi ve yapıldı! Başarılı olmasını istiyoruz ama  milletin gazını almaya yönelik olduğu için de inanmıyoruz. Çünkü ciddiyetten uzak bir oyun!

  Son Söz: Terörle mücadelede silahlı mücadele tek çare değildir. Terörün yaslandığı kitlenin kazanılması, terörün mali, siyasi, silah, basınla tanıtım ve eleman kaynakları ile yurtiçi ve yurtdışı barınma ve desteklerinin kesilmesi, hava harekâtı sonrası kara harekâtıyla darbe vurulması, terörle mücadele için yasal düzenlemeler yapılması mutlaka gereklidir. Sizce yapıldı mı? Biraz ciddiyet Başbakan Davutoğlu! Bu ülke sizin yazboz tahtanız değil!


http://www.dortyoltv.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemez, çoğaltılamaz. Sitemizde yayınlanan haberler çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. emre3357@gmail.com - 0543 558 33 57
haberyazilimi.com - copyright © 2012-2016 dortyoltv.com